• 96
  • 0

Yazın gelmesiyle birlikte güneş, D vitamini sentezlememiz için gerekli olan UVB ışınlarını cömertçe dağıtmaya başladı. Tam da bu noktada D vitamininin metabolizmamız için ne kadar önemli olduğunu vurgulamamızda fayda var. Hatta yapılan bilimsel çalışmalar, COVID’e bağlı ölümlerde en büyük ortak kümenin yüzde 96 ile D vitamini eksikliği olduğunu gösteriyor. Yani D vitamini eksikliği, COVID’e bağlı ölümleri 3,8 kat arttırıyor. Bu da demek oluyor ki vücudumuzda bağışıklıktan metabolizma hızımıza kadar birçok olayda D vitamini, önemli bir yer tutuyor.

Fonksiyonel Tıp Uygulamalarının Olmazsa Olmazı: D Vitamini
Kliniğimizde takip ettiğimiz birçok kronik hastalıkta ve obezitede karşılaştığımız en büyük eksiklerin başında D vitamini geliyor. Fonksiyonel tıp uygulamalarının olmazsa olmazı ve en başta düzeltilmesi gereken parametrelerinden biri de yine D vitamini eksikliği olarak karşımıza çıkıyor. Ancak D vitamini, vücudumuz için bu denli büyük bir öneme sahipken maalesef bu değerli vitamini gıdalar yoluyla yeterli düzeyde temin edemiyoruz.

Zihnimizde hemen şu gibi sorular beliriyor: D vitamininin en büyük kaynağı güneş. Ama hangi güneş? Nasıl güneşlenmek gerekiyor? Eksikliği yerine koymak için tek başına güneşlenmek yetiyor mu? Güneşlenmek cilt kanserine yol açar mı? Kaş yapalım derken göz çıkartır mıyız?

D Vitamini Sentezlemenin En Güzel Yolu Güneş
Gelelim sorularımızın yanıtlarına: Evet, D vitamini sentezlemenin en ucuz ve en güzel yolu “güneş”. UVB ışınlarının en yoğun olduğu öğlen 11.00 – 15.00 saatleri arasında 15-20 dakikalık kısa periyotlarla güneşlenmek, en etkin D vitamini sentezleme yoludur.
Bu hususta yapılan hataların başında, uzun süreli güneşlenmeler geliyor. İdeal olan ise kısa süreli aralıklarla güneşe maruz kalmak. Fazla D vitamini sentezlemek için daha uzun süreli güneşe maruz kalmak, cilt yanıklarına yol açabiliyor. Ayrıca güneşe maruz kalınan süre uzadıkça bronzlaşma artar, bu da cildimizin D vitamini sentezinde azalmaya neden olur. Dolayısıyla her gün düzenli olarak ortalama 30 dakika güneşlenmek en doğrusudur.

Önceliğimiz D Vitamini Sentezlemek Olmalı
Bir diğer hata ise güneşlenme öncesinde kullanılan güneş kremleri… Çünkü güneş kremleri bir yandan UVB ışınlarının cildimize ulaşmasını engellerken diğer yandan da bronzlaşmaya yol açarak D vitamini sentezini azaltıyor. Dolayısıyla lütfen bronzlaşmayı marifet sayarak güneşlenmeyelim. Önceliğimiz D vitamini sentezlemek olsun.
Bronzlaşmak uğruna sürdüğümüz kremler de D vitamini sentezini engelliyor. Her ne kadar güneş kremlerinin cilt kanserine neden olan UVA ışınlarını engellediği büyük bir tartışma konusu olsa da D vitamini sentezlememizi sağlayan UVB ışınlarını engellediği kesin. Sizlere önerimiz, krem sürmeden önce 30 dakika kremsiz güneşlenmeniz ve sonrasında cilt kanserine sebep olan UVA ışınlarını engelleyebilme özelliğine sahip olan kaliteli bir güneş kremi kullanmanız olacak. Ayrıca bulutlu havalarda da güneşlenmemiz, sadece UVA ışınından nasiplenmemiz anlamına gelmektedir.

Güneşle Aranıza Engel Koymayın
Yapılan hatalardan bir diğeri de güneşle aramıza cam ve tül perde gibi engeller koymaktır. Her ne kadar “Güneş giren eve doktor girmez.” diye bir atasözümüz olsa da güneşle aramıza koyduğumuz bu engeller, UVB ışınlarının cildimize ulaşmasının önüne geçerek D vitamini sentezlememize mani olur.

Sade Bir Duş Alınmalı
En önemli hata ise güneşlenme sonrası kimyasal şampuanlarla ve keselenerek duş alınmasıdır. Güneşten gelen UVB ışınları ve D vitamini öncülü olan maddeler, cildimizde sentezlendikten sonra yavaş yavaş emilmektedir. Güneşlenme sonrası keseleme ve beraberinde uzun süreli şampuanlanma, sentezlenen bu maddeyi kaybetmemiz anlamına gelmektedir. Güneşlenme sonrası sade bir duş almanız D vitamininden faydalanmamız için çok değerli oluyor.

Özellikle Kışın D Vitamini Takviyesi Önemli
Fonksiyonel tıp uygulamalarında, bireylerin D vitamini düzeylerinin en az 55-90 ng/ml arasında tutulmasına gayret edilmektedir. Amerika’da yapılan bir çalışmada Amerika toplumunun D vitamini düzeylerinin ortalama 25 ng/ml olduğu rapor edilmiştir. Ülkemizdeki çalışmalarda da toplumun D vitamini düzeyinin çok düşük olduğu görülüyor. Artık hastanelerde D vitamini düzeyine bakılmaksızın doktorlarımız D vitamini reçete ediyor. Yaz aylarında sentezlediğimiz D vitamini, belli düzeylere çıksa da maalesef çok hızlı bir şekilde depolarımız boşaldığı için özellikle kış aylarında D vitaminini dışardan destek olarak almalıyız.

Depo Formlar Önerilmiyor
D vitaminine günlük olarak ihtiyacımız duyduğumuz için fonksiyonel tıp uygulamalarında depo formlar önerilmiyor. Depo formların böbreklerde taş oluşumuna neden olduğunu gösteren birçok bilimsel çalışma mevcut. Bundan dolayı D vitamini takviyelerimizi günlük dozlarda almamız, böbrek taşı oluşumunu engellemek için önemlidir.

D vitamini seviyemizi 50ng/ml seviyesinin üzerinde tutabilmemiz için günlük D vitamini ihtiyacımız kg başına 100 ünitedir. Bu da damlasında 1000Ü olan D vitamini formlarından her 10 kg başına 1 damla kullanmamız gerektiği anlamına gelmektedir. Yani 70 kg ise 7 damla, 100 kg ise 10 damla D vitamini kullanmamız yeterli olacaktır.

Yukarıda beyan ettiğimiz durumlar, bilimsel veriler ışığında derlenmiştir. Ancak tedavinizin bir hekim kontrolünde olması sağlığınız açısından oldukça önemlidir.

Dr. Mürsel YAVUZ

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *