• 283
  • 0

Frekans ve İnsan
Günümüzde evrende bulunan her şeyin farklı frekanslarda titreşen enerjiden meydana geldiği çoğu bilim insanı tarafından kabul ediliyor. Peki frekans hakkında neler biliyoruz. Frekansın kelime anlamı birim zamandaki titreşim sayısıdır. Birimi ise Hertz (Hz) dir.

Geçmişten günümüze kadar birçok bilim adamı enerji ve frekans hakkında çalışmalar yapmıştır.
Nikola Tesla “Eğer evrenin sırlarını bulmak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim konuları üzerine düşünmeniz gerekiyor.” diyerek bilim insanlarını bu konularda araştırmalar yapmaya yönlendirmiş, Albert Einstein ise ‘’Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmak istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur. O gerçeklik artık size ait olur. Bundan başka bir yol yoktur. Bu felsefe değildir. Bu fiziktir.’’ diyerek bu konuda yapılacak diğer araştırmalara ışık tutmuştur.

  1. yy da biyolojik frekans hakkında yapılan araştırmalarla önemli sonuçlara ulaşılmıştır.
    Dr. Royal Rife (1920) ‘frekans jeneratörü’ nü geliştirmiş, değişik frekanslarla bazı kanser hücrelerini ve virüsleri tahrip etmeyi başarmıştır.
    Frekans jeneratörü 1977 yılında Alman Franz Morell ve Erich Rasche tarafından geliştirilerek biorezonans cihazı üretimi başlatılmıştır.

Bruce Tainio 1992 yılında dünyanın ilk ‘biyolojik frekans monitör’ünü icat etmiş ve insan vücudunun frekansını ölçmüştür.
Dr. Robert O. Becker 1998 yılında yayınlanan ‘The Body Electric’ kitabında insan sağlığı teşhisinde beden elektriğinden söz etmiş ve hastalıkların tespitinde elektrik frekanslarının önemine dikkat çekmiştir.
Günümüzde yeni yeni konuşulmaya başlanan titreşim tıbbı bu bilimsel gerçeklerin temeline kurulmuş bütünsel bir yaklaşımdır. Fiziksel ve zihinsel hastalıkların frekansların değişimine bağlı olarak oluştuğu ve yine frekansların dengelenmesi ile şifalandığını söyleyebiliriz.

Normalde 62-72 MHz olan vücut frekansımızın gripte 57-60 MHz’e, bakteriyel enfeksiyonlarda 50 MHz’e, kanserde ise 42 MHz’e düştüğü, ölümün ise 25 MHz ve aşağısında gerçekleştiği belirlenmiştir. Ayrıca olumlu düşünceler frekansımızı 10 MHz yükseltirken, olumsuz düşünceler 12 MHz düşürmektedir. Hastalıkların oluşmasında bir diğer faktör ise beslenmedir. Beslenme konusuna frekans bazında baktığımızda Tainio ve Young’un yaptığı çalışma dikkat çekicidir. Çeşitli yiyeceklerin frekanslarını inceledikleri bu çalışmada işlenmiş ya da konserve yiyeceklerin titreşimlerini 0 MHz olarak belirlemişler. Taze otların 20-27 MHz aralığında titreştiğini, kuru otların ise titreşiminin 12-22 MHz olduğunu gözlemlemişlerdir. Aynı otlardan elde edilen bitkisel yağların titreşimleri ise 52-320 MHz arasında değişiklik göstermiştir.

Doğal ve sağlıklı beslenmek, doğada temiz havada bol bol yürüyüş yapmak, olumlu düşünmek, dua etmek meditasyon yapmak ve çağımızın en büyük sorunlarından olan stresten uzak durmak frenkansımızı korumamıza ve yükseltmemize yardımcı olacaktır.

Bu yazımızda en sade şekli ile bahsettiğimiz frekans günümüzde birçok alanda kullanılmakta olan ve ileride tıp alanında da yaygın olarak kullanılacak önemli bir keşiftir. Tüm dünyada frekans bazında iyileşme hakkında araştırmalar devam etmekte ve uygulamalarda hızla artmaktadır.

Rezonans terapileri frekans bazında çalışmaktadır. Terapilerin özellikle iştah kontrolü, sigara bırakma, ruhsal dengeleme gibi birçok konuda nasıl etki gösterdiğini öğrenmek ve detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Uzm. Hemşire Ela Kopuz

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *