Peki detoks mekanizmamızın kapasitesini aştığımızı nasıl anlayabiliriz? İlk belirti sabah yorgunlukları veya dinlenmekle gerilemeyen kronik yorgunluklar diyebiliriz.
Bazı toksinler vücudumuza girdikten sonra, detoks organlarımızla hemen uzaklaştırılabilirken, bazı toksik maddeler yağ dokumuzda depolanarak uzun süre vücutta kalabilirler. Toksinleri, suda ve yağda çözülen olmak üzere iki gruba ayırabiliriz. Suda çözülebilen toksinler idrar ve safra yoluyla detoksifiye edilebilirken, yağda çözülebilen toksinlerin maalesef detoksu bu kadar basit olamamakta. Yağda çözülen toksinler başta beyin olmak üzere yağ içeriği yüksek olan organlarda depolanarak birçok hastalığın oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Yağda çözülebilen toksinler, karaciğerimiz tarafından suda çözülebilen forma dönüştürülerek vücuttan uzaklaştırılmaktadır. Bundan dolayı karaciğer belki de en önemli detoks yani temizlenme organımızdır.
Vücudumuzda detoks deyince ilk akla gelen organ karaciğerdir. Ancak karaciğerin yanı sıra barsaklar, akciğer ve böbrekler de detoksta rol oynayan ana organlarımızdır. Detoks organları haricinde her hücremizde az ya da çok detoksta rol oynamaktadır.
Karaciğer ’de detoksun faz 1 ve faz 2 olmak üzere iki ana komponenti bulunmaktadır. Faz1 detoksta ağırlıklı olarak yağda çözülen toksinlerin temizliği gerçekleşirken faz 2 detoks suda çözülen toksinlerin arındırıldıktan sonra safra ve idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırılmasıdır diyebiliriz.
İlaçlar, pestisitler, herbisitler, gıdalarla aldığımız birçok katkı maddeleri faz 1 detoksifikasyonla temizlenmektedir. Faz 1 sonrası oluşan ara ürünler faz 2 detoksifikasyon yoluyla suda çözülebilir formata dönüştürülmeye çalışılarak vücuttan uzaklaştırılması hedeflenmektedir.
Faz 1 detoksun sağlıklı çalışması için çalışan enzimlerin anahtarına kofaktör ismi vermekteyiz. Detoks enzimlerinin çalışması için mutlaka B2, B3, B5, B12 vitaminlerinin yanısıra folik asit, flavonoidler ve Glutatyon, Faz 2 detoksta ise sistein, glisin, glutamin, taurin gibi aminoasitlerin yanısıra kolin, Vitamin C, B5 ile B12 ve folik asit, magnezyuma ihtiyacımız vardır.
Sağlıklı bir detoksifikasyon yapmak istiyorsak faz 1 ve faz 2 ‘nin eş zamanlı değerlendirilmesi ve bu fazlarda gerekli olan besinlerin yanı sıra esansiyel olan aminoasitlerle birlikte vitamin ve minerallere de ihtiyacımız bulunmaktadır.
Burada Glutatyon’a dikkat çekmek istiyorum. Belki de vücudumuzun en önemli detoks moleküllerinin başında Glutatyon gelmektedir. Glutatyon; sistein, Glutamat ve glisin isimli 3 tane aminoasidin biraraya gelmesiyle oluşur. Karaciğerin detoksifikasyon fazlarının her ikisinde de aktif olarak çalışmaktadır. Glutatyon sentezlememiz için en önemli aminoasist sistein olup, en çok sarımsak, soğan, brokoli ve lahanada bulunmaktadır. Yani Glutatyon sentezleyebilmemiz için mutlaka sistein aminoasidi içeren bu gıdaları beslenmemizde bulundurmalıyız. Glutatyon’un en önemli görevlerinden bir tanesi birçok kronik hastalığa zemin hazırlayan başta civa olmak üzere ağır metalleri temizlemesidir diyebilirim.
Glutatyon detoksun yani sıra vücuttaki kronik oksidatif strese yani hücrelerimizdeki paslanmaya da iyi gelen bir molekül olup, enerji mekanizmamızın düzenli çalışabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Glutatyon hücrelerimizde enerji üretimi esnasında oluşan serbest oksijen radikallerinin temizlenmesinde de aktif rol oynamaktadır.
Aslında başlı başına başka bir konu olmasına rağmen detoksdan bahsediyorsak mutlaka metilasyon dögüsünü de göz önünde bulundurmalıyız. Metilasyon karaciğerimizin faz 2 detoksunun en önemli parçalarından birr tanesi olup, aynı zamanda hücrelerimizin yenilenmesinde yani sağlıklı bir şekilde DNA onarımı yaparak, kanserleşmenin engellenmesinde de büyük önem taşımaktadır. Metilasyonun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için yine B12, B6, folik asit gibi vitaminlere magnezyum, çinko gibi minerallere ihtiyacımız vardır. Metilasyon için yine gerekli olan metionin aminoasidini ise yumurta, peynir, baklagiller ve yağlı tohumlardan elde edebilmekteyiz. Metilasyon basamaklarımızın bozuk olup olmadığını basit bir laboratuar testi olan ‘’homosistein’’ düzeyini ölçerek görebilmekteyiz.
Detoksun sosyal medya ve gazete gibi birçok yerde paylaşılan maydanozlu limonlu suyla sağlanabilecek kadar basit bir şey olmadığını yukarıda sizlerle elimden geldiğince basit bir dille ama detaylı bir şekilde paylaşmaya çalıştım.
Özetlemek gerekirse Detoks sistemimizi Desteklemek için neler yapmalıyız?
+90 216 545 45 55