Yeme atağı nedir diye sorulduğunda kısaca kendini kaybedercesine bir şeyler yeme isteği olarak tanımlayabiliriz. Bu dürtü “yeme bağımlılığı” veya “tıkanırcasına yeme” olarak da bilinmektedir. Bir davranış bozukluğu olan bu durum, beslenme şikayetlerinde özelliklerde son yıllarda revaçtadır. Vücudun normal işleyişini sürdürmesi için besinlere ihtiyacı vardır. Bu bağlamda yeme elbette ihtiyaçtır. Ancak her şeyde olduğu gibi fazlası zarardır. Çünkü aşırı kilo ve beraberinde hastalık riskleri getirir.
Yemek atakları bir bireyin ihtiyaç duyduğu miktarın üzerinde yeme isteğidir. Ancak yeme atağı olarak tanımlanması için bazı kriterleri taşıması gerekir. Yani çok yoğun bir günün ardından kendini ödüllendirmek için sadece bir defa dolapta ne varsa yeme isteği atak olarak değerlendirilemez. Bir de diyet yaparken arada bir yaşananlar atak olarak tanımlanamaz. Özetle yeme atağı olarak tanı konulabilmesi için bu durumun belirli periyotlarla oluşması gerekir.
Yaşanan bir yeme bozukluğunun atak olarak değerlendirilmesi için haftada 3-4 kez ve üstü sayıda tıkanırcasına yeme dürtüsünün oluşması gerekir. Bu durumun aynı zamanda düzenli ya da periyodik olarak ortaya çıkması da hastalık tanısında bir kıstastır. Psikolojik olarak ise yeme atağı yaşayan kişiler yeme eylemi sonrası “yasak” bir şeyler yaşıyormuş suçluluğu yaşar. Çünkü yedikleri besinler çoğunlukla çok lezzetli ve yüksek kaloridir. Dolayısıyla fiziksel açlık yaşanmadan sürekli bir şeyler yemek isteyenler bu dürtülerini çevrelerinden saklamak ister.
Aşırı yeme bozukluğu olarak da anılan yeme ataklarının iki türü vardır. Bunlar;
Yemek yeme ile arasında duygusal bir bağ olan insanoğlu zaman zaman bunun sınırlarını aşar. Fiziksel ihtiyacı olmadığı halde yemeye devam eder. Hatta öyle bir yer ki bu yetişmememe ve tıkanırcasına şeklinde tabir edilen türdendir. Bu kişilerde yemek yeme bağımlılık haline dönüşür. Tolerans bozuklukları, geri bırakmada problemler, aşırı aşerme ve aşırı yeme isteği var olduğunda ortaya çıkar. Ayrıca şeker gibi maddelere bağımlılık olduğunda da gelişmesi söz konusudur. Peki bir kişi neden yeme atakları yaşar? En çok bilinen sebepleri;
Yeme atakları kişiden kişiye değişebilir. Yemek yemeyi bir sığınak kabul eden bu bireyler, atak sonrası rahatlayacağını düşünürken aslında utanç duyar. Çünkü normal olmayan yani alışılmışın dışında miktarlarda yemek yerler. Peki yemek yeme atağı yaşayanların genelde ortak özellikleri nelerdir? İşte merak edenler için yaygın olarak görülen belirtiler:
Küresel çapta artan bir durum olan yeme atakları, alternatif tıp dahil mercek altına alınan bir olgudur. Çünkü beraberinde psikolojik ve fiziksel sorunlara neden olur. Kişiye zarar veren ve hayatını etkileyen sorunlar doğurabilir. Hayatın doğal akışına aykırı gelişen bu süreç yaşanan ani bir travma sonrası aniden gelişip birkaç defa sonra düzeliyorsa pek sorun teşkil etmez. Ancak kronik bir hal alırsa hastalık olarak tanı, teşhis ve tedavi gerektirir. Peki, yeme ataklarının neden olabileceği başlıca hastalık ve şikayetler nelerdir? İşte yaygın olarak risk teşkil ettiği sorunlar:
Yeme atağını engellemek için diyetisyen, psikiyatri ve doktor dahilinde bütüncül bir yaklaşımda öncelikte tanı ve teşhis konması gerekir. Bir yeme bozukluğu olan yeme atağına tanı konmak için gerekli test, muayene ve gerekiyorsa tahliller yapılmaktadır. Bu durum fiziksel sorunlardan kaynaklanabileceği gibi duygu durum bozukluğu gibi psikolojik nedenlerden de ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla psikoterapiye danışılması da gerekir.
Yeme atağı şikayetlerinin engellenmesinde aslında tek bir yaklaşım yoktur. Çünkü her hastanın ihtiyaç olduğu tedavi farklıdır. Bu yüzden hastaya özel uygulama yapılması gerekir. Bunun yanında ilaç tedavisi genelde en son aşamada kullanılabilmektedir. Yani fiziki semptomların ancak tedavisinde gerekli ise ilaç kullanılması tercih edilmektedir. Ayrıca tedavi sürecinde bireyin aile ve arkadaşlarının da destekler nitelikte davranması sorunun aşılması için önemlidir. Bireyin yaşadığı diğer kronik hastalıkların da durumu dikkate alınması gereken önemli bir koşuldur.
Obezite ve duygusal yeme bozukluklarının önlenmesi ve tedavisinde son yıllarda yükselişe geçen bir diğer tedavi şekli de rezonans terapidir. Bu alternatif tıp tekniğinin popülaritesi son yıllarda sorunların üstesinden gelmede elde edilen başarılı sonuçlar ile artmaktadır. Tüm bu yaklaşımlarda öncelikle yeme atağına neden olan risk faktörleri göz önüne alınarak bireye özel bir tedavi şekli belirlenmektedir. Peki göz önüne alınan risk faktörleri nelerdir? İşte yeme ataklarını engellerken ele alınan risk faktörleri:
Yeme atağı risk faktörleri temel olarak 3 kategoride ele alınabilir. Bunlar;
Yeme atakları şayet tedavi edilmezse kişinin hayatı tehdit edici sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yüzden tedavi edilmesi gerekir. Kişi böyle bir durumu fark ettiği an yani kontrolsüzce yediğini anladığı an öncelikle kendisi önlemeye çalışır. Ancak kendisi bu dürtüsünü durduramıyorsa en kısa zamanda profesyonel bir yardım alması gerekebilmektedir. Bilmelisiniz ki; yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileme potansiyeli olan yemek atakları bir kader değil, tercihler ile aşabileceğiniz bir sorundur.
+90 216 545 45 55